Sitemizin sağlık profesyonellerine özel sayfalarında ürün ve hizmetlerimizle ilgili detaylı bilgiler yer almaktadır. Bu bilgiler yalnızca hekim, eczacı, diş hekimi, hemşire gibi sağlık çalışanlarına yönelik olup, sağlık çalışanları haricindeki kişiler bu bilgileri doğru yorumlayamayacakları için bu bölümlere girmemeleri önerilmektedir.

"Sağlık Profesyonellerine Özel" bölümüne girmek için lütfen bir sağlık çalışanı olduğunuzu onaylayınız.
 
   
| | | | | |
Bağışıklama
BAĞIŞIKLAMANIN TEMEL PRENSİPLERİ
GENEL PRENSİPLER
AŞILAR İÇİN KONTRENDİKASYONLAR VE UYARILARI
AŞILAR VE UYGULAMA ŞEKİLLERİ
 

AŞILARIN SINIFLAMASI

  • Canli atenüe aşılar
    • Viral
    • Bakteriyel
  • İnaktive (ölü) aşılar
Aşılamanın amacı, kişinin bağışıklık sistemini uyararak T ve B hücrelerinin uyum içinde çalışması ile aktif immünite oluşturmaktır. Aktif immünitenin bir parçası olan hafıza cevabının gelişmesi ile de, aşılarla bağışıklık sistemi uyarılmış olan kişinin daha sonra hastalık etkeni ile karşılaşması durumunda hızlı bir şekilde bu etkene karşı cevap oluşturması ve hastalığı engellemesi sağlanmaktadır.
Hastalığa neden olan mikroorganizmanın biyolojik ve kimyasal karakteristiğine ve ne tip bir immünite elde edilmek istendiğine göre aşılar şu şekilde geliştirilmektedir:

CANLI ATENÜE AŞILAR

  • Vahşi virus ya da bakterinin zayıflatılmış halidir
  • Etki olmak için vücutta çoğalmalıdır
  • Doğal infeksiyona benzer immüne yanıt oluşturur
  • Oral yoldan verilmediği sürece TEK DOZ ile etkili olurlar

Canlı atenüe aşılar:
Canlı atenüe aşı üretmek için hastalığa neden olan mikroorganizma, virülansını veya hastalığa neden olan özelliklerini kaybetmesi için özel laboratuvar koşullarında üretilir. Canlı atenüe aşılar ısı değişimlerine çok hassas oldukları için saklama koşullarına çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Canlı atenüe aşılar hem humoral, hem de hücresel immün cevap oluşturdukları için genellikle tek doz olarak uygulanırlar ve genellikle rapel doz gerektirmezler. Canlı atenüe aşılar genellikle enjeksiyon yoluyla uygulanırlar ancak polio aşısında olduğu gibi oral yolla veya canlı grip aşısında olduğu gibi intranazal olarak da uygulanabilirler.

Canlı aşıların avantajlarının yanında dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır, bu da yaşayan organizmaların mutasyon geçirebilmesi ve değişebilmesidir. Canlı atenüe aşılar içerisindeki organizmalar için de aynı kural geçerlidir. Çok nadir ve uzak bir olasılık da olsa, aşı içindeki canlı organizmanın hastalığa neden olan virülan bir forma dönme olasılığı vardır. Örneğin, oral poliomyelit aşısı.

Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilere (örneğin, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullananlar, kanser hastaları gibi) canlı aşı uygulanmamalıdır. Örneğin, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği aşıları canlı aşılardır.

İNAKTİVE AŞILAR

  • Bütün hücre
    • Virüs
    • Bakteri (ler)
  • Hücrenin bir kısmı
    • Protein bazlı
      • Toksoid
      • Subünit
    • Polisakkarit bazlı
      • Saf
      • Konjuge

İnaktive aşılar:
İnaktive aşılar hastalığa neden olan mikroorganizmanın kimyasal yolla veya ısı ile tamamen inaktive edilmesi yoluyla üretilirler. Bu aşılar stabil ve güvenilirdir, hastalığa neden olabilecek bir forma dönüşemezler. İstenen düzeyde bağışıklık cevabı elde edebilmek için inaktive aşıların genellikle birden fazla doz şeklinde uygulanmaları gerekmektedir. Örneğin grip, hepatit A ve B aşıları inaktive aşılardır.

Toksoid aşılar:
Toksoid aşılar mikroorganizmalar tarafından üretilen ve zararlı olan toksinin inaktive edilmesiyle oluşturulan aşılardır. İnsanları enfekte eden mikroorganizmaların bazılarında mikroorganizmanın kendisi zararlı değildir, ürettikleri güçlü toksinler hastalığa neden olmaktadır. Örneğin, tetanoza neden olan bakteri doğada her yerde bulunmaktadır ve doğada bolca oksijen bulunduğu için zararsızdır. Ancak bu bakteri oksijensiz bir ortama girdiğinde tetanoz toksini üretmeye başlar. Tetanoz toksini iyi bilinen bir zehir olan Sodyum Siyanid'den daha güçlüdür.

CANLI ATENÜE AŞILAR

Ciddi reaksiyonlar mümkündür

  • Dolaşımdaki antikorlar ile etkileşime girebilir
  • Uygun şartlarda saklanmalıdır şartlardan çabuk etkilenir

Bu kadar güçlü bir toksini inaktive etmek için, formaldehid ve steril sudan oluşan Formalin'i kullanmaktadırlar. Oluşan inaktive toksin toksoid olarak adlandırılır. Toksoidler insanları tetanoz ve difteri gibi hastalıklara karşı korurlar.
Bilim adamları klasik aşıları geliştirmek için yeni teknolojiler geliştirmektedirler. Bu yeni jenerasyon aşılar, rekombinant genetik mühendisliği gibi güçlü teknolojiler kullanılarak (rekombinant DNA teknolojisi olarak da adlandırılırlar) üretilmektedirler.

Konjuge aşılar:
Bazı bakteriler özel bir kılıfa (kapsül) sahiptir ve bu özel kılıf bakterinin antijenlerini gizler ve bu nedenle infantlar ve küçük çocukların tam gelişmemiş bağışıklık sistemleri bu zararlı bakteriyi tanıyamaz. Konjuge aşıda, bağışıklık sisteminin tanıyabileceği başka bir organizmanın protein veya toksini, bu bakterilerin kılıfına bağlanır ve bu sayede infant ve küçük çocukların bağışıklık sistemi bu bakteriyi tanıyarak hastalığa karşı savunma geliştirir. Konjuge aşılar, infantlarda Haemophilus influenzae tip b (Hib) tarafından meydana getirilen bakteriyel menenjite karşı koruma amacıyla geliştirilmiştir. Menenjit fatal olabilir, ciddi seyreder ve sağırlık veya zeka geriliği gibi hayat boyu kalıcı sakatlıklara neden olabilmektedir. Ayrıca pnömokok ve meningokok konjuge aşıları da mevcuttur.

CANLI ATENÜE AŞILAR

  • Viral

Kızamık, Kımakçık, Kabakulak, Çiçek, Su Çiçeği, Zoster, Sarı Humma, Rotavirüs, Oral Polio, İntranazal İnfluenza

  • Bakteriyel

BCG, Oral Tifo

Subunit aşılar:
Aşılar bazen bağışıklık sistemini uyarabilen antijenik fragmanlar kullanılarak geliştirilmektedir. Bu aşılar, mikroorganizmanın tamamının kullanılarak hazırlandığı aşılardan daha az yan etkiye sahiptir. Subunit aşılar mikroorganizmanın antijenik parçalarının ayrıştırılması veya bu parçaların genetik mühendislik tekniklerinin kullanılarak laboratuvarda üretilmesi ile oluşturulmaktadır. Bu aşılar inaktive aşılardır.
Günümüzde kullanılan subunit aşılarına örnek olarak, grip ve aselüler boğmaca aşıları verilebilir.
Yine hepatit B'ye karşı da rekombinant subunit aşılar geliştirilmiştir. Rekombinant hepatit B aşısı, hepatit B virüsünün genetik materyalinin çok küçük bir parçasının ekmek mayası veya Chinese Hamster over hücresinde çoğaltılması ve daha sonra saflaştırılması ile elde edilmektedir. Bu saflaştırılmış antijen, adjuvan eklendikten sonra bağışıklık sistemini uyararak güvenli ve çok etkin bir aşı haline gelmektedir.

AŞILARIN SINIFLANDIRILMASI
Canlı Atenüe İnaktive Komponent
Bakteriyal Viral Tüm Hücre Toksoid Pürifiye Subunit Mühendislik Subunit Rekombinant

Bacille
Calmette-Guerin (BCG)

Adenovirus*
Kızamık
Kabakulak
Polio(OPV)
Kızamıkçık
*Çiçek
Su çiçeği
*Sarı Humma

Şarbon*
Kolera (USP) (parental)
Kolera WC/rBS (oral)*
Hepatit A
Hepatit B (plazma polsakkarid derive)
İnfluenza (tüm virus)
Japon Ensefaliti
Boğmaca (tüm hücre)
Veba
Polio (IPV)
Kuduz
Tifo (parental)

Difteri
Tetanoz

Boğmaca (asellüler)
Hib Polisakkarid*
Kolera WC/rBS (oral)*
İnfluenza (split virus)
Meningokokal
Pnömokokal polisakkarid
Tifo Vipolisakkarid

Hib Konjuge
PnömokoklaKonjuge
Meningokokal Konjuge

Hepatit B (yüzey antijeni)
Lyme Hast. (OspA)*

* Bu aşılar ülkemizde bulunmamaktadır.

 

 

 

İNAKTİVE AŞILAR

  • Replike olamazlar
  • Canlı aşılara nazaran dolaşımdaki antikorlarla çok daha az etkileşime girer
  • Genelikle 3-5 rapel gerektirir
  • Genelikle humoral yanıt oluşturur
  • Antikor titreleri zamanla azalır
Rekombinant vektör aşılar:
Aşı vektörü veya taşıyıcısı, içine başka bir hastalığa neden olan organizmanın zararsız genetik materyalinin eklendiği zayıflatılmış virüs veya bakteridir. Vaccinia, ineklerde görülen çiçek hastalığına neden olan bir virüstür ve şu anda rekombinant vektör aşılarında kullanılmaktadır. Vaccinia virüsü başka bir genetik fragmanı içine alabilecek kadar büyük bir yapıya sahip bir virüstür. HIV virüsünün pek çok genetik yapısını içeren vaccinia virüsü ile hazırlanan aşılar şu anda test aşamasındadır. Vaccinia virüsüne yapı olarak çok yakın olan bir virüs olan Canarypox virüsü de yine HIV aşısının genetik parçalarını taşıyan aşıların hazırlanmasında kullanılmaktadır. Benzer şekilde bilim adamları hepatit B gibi bazı mikroorganizmaların parçalarını 11
taşıyabilecek zayıflatılmış bakterileri, örneğin Salmonella'yı denemektedir. Günümüzde henüz bir rekombinant vektör aşısı ruhsat almamıştır.

İNAKTİVE AŞILAR

 

TÜM HÜCRE

  • Viral olanlar:

Polio, Kuduz, Hepatit A, İnfluenza

  • Bakteriyel olanlar:

Boğmaca, Tifo, Kolera

 

 

Gelecekteki aşılar:
Bilim adamları yeni aşı geliştirme stratejileri ve yeni aşı uygulama yolları bulmak üzere araştırmalar yapmaya devam etmektedirler. Hastalıklarla daha etkin ve daha güvenilir bir şekilde savaşmak amacıyla geliştirilen bu yeni fikirlerin bir kısmı şöyledir: Aşıların mukozal membranlar yoluyla uygulanması, bağışıklık cevabı oluşturulurken hem hedefe daha spesifik, hem de daha az stresli bir uygulama yoludur. Mukozal membranlar vücudun pek çok yerinde bulunmaktadır ancak akciğerler, burun, ağız, solunum yolu, gastrointestinal sistem, rektum ve vajina en kolay ulaşılabilecek bölgelerdir. 1950'lerden beri kullanılan oral poliomyelit aşısı bu stratejinin etkinliğinin bir örneğidir. Diğer muhtemel mukozal yol burundur ve grip aşıları kısa bir zaman önce nazal sprey olarak kullanıma girmiştir. Araştırmacılar, hastalığa neden olan organizmanın vücuda doğal giriş yolunun, aşılar için de uygulanabilecek etkin bir yol olduğunu göstermişlerdir. Aşı geliştirme çalışmalarındaki ilerlemelerin pek çoğu daha iyi adjuvanlar dizayn etmek üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Bilim adamları aşının immün sisteme sunulması için yeni yollar araştırmaya devam etmektedir. Aşıların İntradermal (ID) olarak uygulanması hem daha ağrısız bir uygulama sağlarken hem de daha yüksek immün cevap oluşmasına katkıda bulunabilecektir. Yine patch'ler şeklinde uygulanan minik miktarlarda antijenik materyal içeren mikrokürecikler vücutta kademeli olarak çözünürken uzun süre içinde küçük miktarlarda aşıyı vücuda verebilirler. Bu sayede aşılanan kişi sadece bir kez aşı uygulaması ile 2 ya da 3 dozu birden alma imkanına sahip olacaktır.

İNAKTİVE AŞILAR

 

HÜCRENİN BİR KISMI

  • Subünit olanlar:

Hepatit B, İnfluenza, Asellüler Boğmaca, HPV, Şarbon

  • Toksoid olanlar:

Difteri, Tetanoz

 

Belki de en etkileyici yeni aşı tekniği, saf genetik materyalin direkt olarak vücuda verilmesidir. Bu genetik materyal "çıplak DNA" olarak adlandırılır ve hastalığa neden olan organizmanın bazı proteinlerini kodlar. Vücuda verilen DNA, vücudun kendi DNA'sı ile etkileşir ve bu işlem sonrasında proteinler yeni DNA tarafından kodlanır. Bu proteinler yabancı olarak kabul edilir ve bağışıklık sistemini uyarırlar. Vücuda verilen DNA bu şekilde canlı, atenüe aşılara benzer etki yapar. Etki mekanizması olarak DNA yıllarca antijen üretmeye devam edecektir ve güçlü ve uzun süren bir bağışıklık cevabı oluşturacaktır. Aynı zamanda, hastalığa neden olan organizmanın canlılığı için kritik olan genlerin uzaklaştırılmış olması da aşının güvenilir olmasının ve hastalık yapmamasının garantisidir.

SAF POLİSAKKARİT AŞILAR

  • Pnömokok
  • Meningokok
  • Salmonella Typhi

KONJUGE POLİSAKKARİT AŞILAR

  • Haemophilus influenza tip b
  • Pnömokok
  • Meningokok
Araştırmacılar yenilebilir aşılar üretmek için de çalışmaya devam etmektedir. Genetik mühendislik yöntemi ile üretilen ve sentetik antijenler içeren ve yendiğinde koruyucu bağışıklık sağlayabilecek muz ve patates geliştirilebilmiştir. Açık bir şekilde bu tarz bir bağışıklama tekniği, pek çok insan için bağışıklamayı daha basit hale getirecektir.

Aşılar hastalıkların önlenmesi için elimizde olan en güçlü araç olmaya devam etmektedir. Biyoteknolojideki yeni gelişmeler, halk sağlığının iyileştirilmesine daha fazla katkıda bulunacak aşıların geliştirilmesinde öncülük yapmaktadır.

 

« Önceki Sonraki »