Sitemizin sağlık profesyonellerine özel sayfalarında ürün ve hizmetlerimizle ilgili detaylı bilgiler yer almaktadır. Bu bilgiler yalnızca hekim, eczacı, diş hekimi, hemşire gibi sağlık çalışanlarına yönelik olup, sağlık çalışanları haricindeki kişiler bu bilgileri doğru yorumlayamayacakları için bu bölümlere girmemeleri önerilmektedir.

"Sağlık Profesyonellerine Özel" bölümüne girmek için lütfen bir sağlık çalışanı olduğunuzu onaylayınız.
 
   
| | | | | |
Bağışıklama
BAĞIŞIKLAMANIN TEMEL PRENSİPLERİ
GENEL PRENSİPLER
AŞILAR İÇİN KONTRENDİKASYONLAR VE UYARILARI
AŞILAR VE UYGULAMA ŞEKİLLERİ
 

Bağışıklık sistemi vücuda yabancı olan antijenleri tanıma ve onlara karşı savunma cevabı oluşturma yeteneğine sahip bir sistemdir.
İnsanın bağışıklık sisteminin karşılaştığı yabancı maddelerin çoğu mikroskopik boyutlardadır. Mantarlar, parazitler, bakteriler ve virüsler dünyada diğer tüm yaşayan organizmalardan daha fazla sayıda bulunmaktadır. Bunlardan bazıları faydalıdır ve bazı bakteriler gastrointestinal ve genital sistemde sorun yaratmadan ve hatta faydalı olabilecek şekilde bulunurlar ve zararlı mikroorganizmaların oluşturabileceği enfeksiyonları önlerler. Faydalı veya zararlı tüm yabancı mikroorganizmalar üzerlerinde özel antijenik bölgeler veya epitop adı verilen özel antijenik bölgeler bulundururlar. Bu antijenler veya özel determinantları, mikroorganizmaların bağışıklık sistemi tarafından tanınan bölümleridir.

Bağışıklık sistemi
Bağışıklık sistemi, vücuttan enfeksiyonu temizlemek üzere tamamı uyum içinde çalışan bir komplekstir. İmmün sistemin organları lenfoid organlar olarak adlandırılır. Yunanca’da“lenf” saf, temiz akım anlamına gelmektedir ve görüntüsünü ve bağışıklık sisteminin amacını açıklayıcı bir terimdir.
Lenfatik damarlar ve lenf nodları, içlerinde “lenf”i yani içinde özellikle lenfositler olmaküzere beyaz kan hücrelerinin bulunduğu bir sıvıyı taşıyan özel bir dolaşım sistemidir. Lenf sıvısı vücuttaki tüm dokuları yıkar ve lenfatik damarlar aracılığı ile sonunda kana dökülür. Lenf nodları lenfatik damar ağındaki noktalardır ve bağışıklık sistemi hücreleri ile vücuda giren yabancı organizmalar için buluşma yerlerini oluşturmaktadır. Dalak, karın boşluğunun sol üst kısmında bulunur ve yine bağışıklık sistemi hücreleri ile yabancı organizmaların karşılaşması için bir durak yeri olarak görev yapmaktadır. Kemik iliği ve timus da lenfoid 20 Bağışıklama ve aşılar dokular olarak görev yapmaktadır. Yine tonsiller, adenoidler, Peyer lakları ve apandisit de lenfoid dokulardır.
Hem bağışıklık sistemi hücreleri hem de yabancı moleküller lenf nodlarına, kan damarları veya lenfatik damarlar yoluyla girerler. Tüm immün hücreler lenfatik sistemden çıkabilir ve sonuçta kan akımına geri dönebilirler. Lenfositler kan akımına girdikten sonra vücuttaki dokulara transporte olurlar ve yabancı antijenleri bulmak üzere nöbetçi olarak görev yaparlar.

İmmün sistem nasıl çalışır?
İmmün sistem için dolaşacak olan pek çok değişik tip bağışıklık sistemi hücresi, kemik iliğinde üretilir. Aşılarla ilgili olan hücreler özellikle lenfositlerdir ve bir trilyona yakın bir sayıda bulunmaktadır. İki majör lenfosit grubu, kemik iliğinde olgunlaşan B hücreler ve timusta olgunlaşan T hücrelerdir. B hücreler iki önemli görev üstlenir:

  1. Diğer bağışıklık sistemi hücreleri tarafından yok edilmesi için işaretlemek üzere yabancı
    antijenlere tutunur.
  2. Kan ve lenf akımında dolaşan antikorları üretir.

B hücreler “antikor aracılı” veya “humoral immünite” adı verilen immün cevabın bir parçasıdır.
Kanda ve lenfte dolaşan bazı T hücreleri antijenleri işaretleme görevlerinin yanında, bağışıklık sistemi tarafından yabancı kabul edilen hasta hücrelere saldırıp onları yok eder. T lenfositler “hücre aracılı immünite”den sorumludur. Hücre aracılı immünite, dolayısıyla T lenfositler immün sistemin en önemli özelliği olan “hafıza” oluşumundan da sorumludur. T hücreler aynı zamanda immün cevabı düzenler, organize ve koordine eder. T hücreler antijen fragmanlarını tanıyabilmek için Majör Histokompatibilite Kompleksine (MHC) bağımlıdır.

Antikorlar
B hücreleri tarafından üretilen antikorlar, özel bir antijene karşı üretilmiş son derece spesifik bölgeler içeren protein yapıdaki maddelerdir. Antikorun bağışıklık sistemi hücrelerine uygun sabit parçasının yanında, her bir antijene özel olarak üretilen ve farklı yapılara sahip değişken kısmı vardır. Farklı amaçlar için farklı antikorlar üretilir. Antikorlar yabancı antijenleri çevreleyip fagositler tarafından yok edilmesine yardımcı olur. Yine 21 Bağışıklama ve aşılar antikorlar antijene bağlandığında kanda normalde inaktive formda ulunan, kompleman adı verilen ve dokuz proteinden oluşan bir sistemi aktive ederler. Kompleman sistemi antikorlarla birlikte hareket eder, antijenle reaksiyon verdiklerinde yabancı antijenlerin yok edilmesine yardımcı olur ve onları vücuttan uzaklaştırır. Antikorların diğer bir görevi virüslerin hücre içine girmesini engellemektir.

T hücreler
T hücrelerin immün cevapta iki majör rolü vardır. Düzenleyici T hücreler farklı tiplerdeki bağışıklık sistemi hücrelerinin cevabını düzenlemek için önemlidir. Örneğin Helper T hücreleri (CD4+ T hücreler), B hücrelerini antikor üretmek üzere aktive eder. Yine diğer T hücreleri, makrofajları aktive eder ve hangi tip antikor üretileceğini etkiler. Bazı T hücreleri, CD8+ T hücreleri, killer hücreler adı verilen ve enfekte hücrelere saldırıp onları yok eden hücrelere dönüşürler. Killer T hücreleri, sitotoksik T hücreler veya CTL olarak da isimlendirilirler. Memory T hücreleri ise uzun süreli hafızadan sorumludur.

Doğal immünite
2500 yıl öncesinde Yunanistan’da bulaşıcı hastalık terimi ve şarbon geçiren bir kişinin bir daha aynı hastalığa yakalanmayacağı biliniyordu. Daha sonra pek çok hastalığa karşı bağışıklık kazanıldığı anlaşıldı. Doğal immünite gelişmesi için hastalığın geçirilmesi gerekmektedir.
Hastalıklara karşı kazanılan bağışıklık, bağışıklık sisteminin özel bir grup hücresi tarafından oluşturulmaktaydı. T ve B hücreler aktive olduklarında, bir kısım T ve B hücre hafıza hücrelerine dönüşür. Enfeksiyon ajanının yok edilmesini sağlayan antikorlar vücutta uzun süre kalmazken, hafıza hücreleri kalır ve vücuda giren yabancı organizmayı tanıyarak ve hızlı bir şekilde savunma geliştirerek vücuda giren mikroorganizmanın hastalık yapmasına fırsat vermeden onu yok eder. Bu tip bağışıklık doğal yolla edinilmiş bağışıklıktır. Aşılarla oluşturulan bağışıklık cevabında da, aynen doğal bağışıklık cevabında olduğu gibi T ve B hücrelerinde hafıza cevabı oluşturulmaktadır.

Edinilmiş immünite
Edinilmiş immünite aktif veya pasif olabilir. Pasif yolla edinilmiş immünite diğer bir insan veya hayvan tarafından üretilen antikorların, hastalıktan korumak amacıyla bir başka kişiye verilmesidir. Örneğin tetanoz veya kuduz immünglobulinlerinin hastalıktan korumak amacıyla kullanılması pasif immüniteye bir örnektir. Bu tarz immünite çok hızlı korumanın başlaması açısından değerlidir ancak kısa süreli olduğu için sadece ciddi hastalık etkeni ile karşılaşma durumunda kullanılmaktadır.
Edinilmiş aktif immünite ise aşılarla oluşturulan immünitedir. Edinilmiş aktif immünite Bağışıklama ve aşılar günümüzde güvenilir ve etkin aşılar sayesinde elde edilmektedir.

AŞILARIN GENEL ÖZELLİKLERİ
Karateristiği Canlı Aşı İnaktive Aşı

İmmün cevap

Humoral ve hücresel

Çoğunlukla humorala

Dozu

Genellikle tek doz yeterlib

Multiple doz gerekli

Adjuvanc

Gerekli değil

Genellikle gereklid

Uygulama Yolu

Subkutan, oral veya intranazal

Subkutan veya intramusküler

İmmünte süresi

Potansiyel olarak hayat boyue

Genellikle rapel doz gerektirir

İnsandan insana geçiş

Mümkünf

Mümkün değil

Dolaşımdaki pasif yola edinilmiş antikorlardan etkilenmeg

Olabilr

Olmazh

Bağışıklık sisteminde yetmezlik olan kişlerde kullanım

Hastalığa neden olabilir

Hastalığa neden olmaz

Hamilelikte kullanım

Teorik olarak fetal hasar mümkün

Teorik olarak fetal hasar mümkün değil

Saklama koşulları

Canlılığı koruma için gereklidir

Fiziksel ve kimyasal stabilite için gereklidir

Farklı bölgelerden eş zamanlı uygulama

Mümkündür

Mümkündür

Aynı aşının tekrar dozları arasındaki süre

Minimum interval uygulanır

Minimum interval uygulanır

Farklı aşılar arasında bırakılması gerekne süre

Minimum interval uygulanır

Minimum interval uygulanır

Açıklamalar:
a. Bazı inaktive aşılar kısıtlı humoral cevap oluştururlar. Örneğin polisakkaridler kısa süreli IgM cevabını tetikler ve immünolojik hafıza oluşturmazlar. Gelişmiş üretim teknikleri polisakkaridleri protein taşıyıcıya konjuge ederek, bu kısıtlamanın üstesinden gelmiştir. Protein yapısındaki aşılar T hücre bağımlı hafıza cevabı oluştururlar.
b. Adolesan ve erişkinlerde iki doz uygulanması gereken su çiçeği aşısı ve oral polio aşısı istisnadır.
c. Adjuvanlar antijen salınımını yavaşlatarak, antijen sunan hücrelerin antijeni alma kapasitesini artırarak veya lenfositleri nonspesifik olarak uyararak immün cevabı artıran maddelerdir. Aşılarda en sık kullanılan adjuvan aluminyumdur (aluminyum tuzları şeklinde). d. Hib konjuge aşıları aluminyum içermez.
e. KKK aşıları için ikinci doz önerilir, bunun nedeni immünitenin zamanla azalması değil çocukların bir kısmının ilk doza cevap vermemesidir.
f. Bu fenomen en sık oral polio aşısı ile ilgilidir. Oral polionun yayılımı toplumsal bağışıklığa katkıda bulunmaktadır ancak aynı zamanda bağışıklık sistemi zayıf kişilerde hastalığa neden olabilmektedir. Su çiçeği aşısının insandan insana geçişi ise son derece nadirdir, KKK aşısının insandan insana geçişi yoktur.
g. Pasif antikorlar Tifo Ty21a gibi oral yolla alınan canlı aşıları etkilemez. h. Antijen antikor etkileşiminden kaçınmak için, antikor içeren ürünler inaktive aşılarla aynı bölgeden uygulanmamalıdır.

« Önceki Sonraki »