|
Bağışıklık sistemi vücuda yabancı olan antijenleri tanıma ve onlara karşı savunma cevabı oluşturma yeteneğine sahip bir sistemdir.
İnsanın bağışıklık sisteminin karşılaştığı yabancı maddelerin çoğu mikroskopik boyutlardadır. Mantarlar, parazitler, bakteriler ve virüsler dünyada diğer tüm yaşayan organizmalardan daha fazla sayıda bulunmaktadır. Bunlardan bazıları faydalıdır ve bazı bakteriler gastrointestinal ve genital sistemde sorun yaratmadan ve hatta faydalı olabilecek şekilde bulunurlar ve zararlı mikroorganizmaların oluşturabileceği enfeksiyonları önlerler. Faydalı veya zararlı tüm yabancı mikroorganizmalar üzerlerinde özel antijenik bölgeler veya epitop adı verilen özel antijenik bölgeler bulundururlar. Bu antijenler veya özel determinantları, mikroorganizmaların bağışıklık sistemi tarafından tanınan bölümleridir.
Bağışıklık sistemi
Bağışıklık sistemi, vücuttan enfeksiyonu temizlemek üzere tamamı uyum içinde çalışan
bir komplekstir. İmmün sistemin organları lenfoid organlar olarak adlandırılır. Yunanca’da“lenf” saf, temiz akım anlamına gelmektedir ve görüntüsünü ve bağışıklık sisteminin
amacını açıklayıcı bir terimdir.
Lenfatik damarlar ve lenf nodları, içlerinde “lenf”i yani içinde özellikle lenfositler olmaküzere beyaz kan hücrelerinin bulunduğu bir sıvıyı taşıyan özel bir dolaşım sistemidir. Lenf
sıvısı vücuttaki tüm dokuları yıkar ve lenfatik damarlar aracılığı ile sonunda kana dökülür.
Lenf nodları lenfatik damar ağındaki noktalardır ve bağışıklık sistemi hücreleri ile vücuda
giren yabancı organizmalar için buluşma yerlerini oluşturmaktadır. Dalak, karın boşluğunun
sol üst kısmında bulunur ve yine bağışıklık sistemi hücreleri ile yabancı organizmaların
karşılaşması için bir durak yeri olarak görev yapmaktadır. Kemik iliği ve timus da lenfoid
20 Bağışıklama ve aşılar dokular olarak görev yapmaktadır. Yine tonsiller, adenoidler, Peyer lakları ve apandisit
de lenfoid dokulardır.
Hem bağışıklık sistemi hücreleri hem de yabancı moleküller lenf nodlarına, kan damarları
veya lenfatik damarlar yoluyla girerler. Tüm immün hücreler lenfatik sistemden çıkabilir
ve sonuçta kan akımına geri dönebilirler. Lenfositler kan akımına girdikten sonra vücuttaki
dokulara transporte olurlar ve yabancı antijenleri bulmak üzere nöbetçi olarak görev
yaparlar.
İmmün sistem nasıl çalışır?
İmmün sistem için dolaşacak olan pek çok değişik tip bağışıklık sistemi hücresi, kemik
iliğinde üretilir. Aşılarla ilgili olan hücreler özellikle lenfositlerdir ve bir trilyona yakın bir
sayıda bulunmaktadır. İki majör lenfosit grubu, kemik iliğinde olgunlaşan B hücreler ve
timusta olgunlaşan T hücrelerdir. B hücreler iki önemli görev üstlenir:
- Diğer bağışıklık sistemi hücreleri tarafından yok edilmesi için işaretlemek üzere yabancı
antijenlere tutunur.
- Kan ve lenf akımında dolaşan antikorları üretir.
B hücreler “antikor aracılı” veya “humoral immünite” adı verilen immün cevabın bir
parçasıdır.
Kanda ve lenfte dolaşan bazı T hücreleri antijenleri işaretleme görevlerinin yanında,
bağışıklık sistemi tarafından yabancı kabul edilen hasta hücrelere saldırıp onları yok eder.
T lenfositler “hücre aracılı immünite”den sorumludur. Hücre aracılı immünite, dolayısıyla
T lenfositler immün sistemin en önemli özelliği olan “hafıza” oluşumundan da sorumludur.
T hücreler aynı zamanda immün cevabı düzenler, organize ve koordine eder. T hücreler
antijen fragmanlarını tanıyabilmek için Majör Histokompatibilite Kompleksine (MHC)
bağımlıdır.
Antikorlar
B hücreleri tarafından üretilen antikorlar, özel bir antijene karşı üretilmiş son derece
spesifik bölgeler içeren protein yapıdaki maddelerdir. Antikorun bağışıklık sistemi
hücrelerine uygun sabit parçasının yanında, her bir antijene özel olarak üretilen ve farklı
yapılara sahip değişken kısmı vardır. Farklı amaçlar için farklı antikorlar üretilir. Antikorlar
yabancı antijenleri çevreleyip fagositler tarafından yok edilmesine yardımcı olur. Yine
21 Bağışıklama ve aşılar antikorlar antijene bağlandığında kanda normalde inaktive formda ulunan, kompleman
adı verilen ve dokuz proteinden oluşan bir sistemi aktive ederler. Kompleman sistemi
antikorlarla birlikte hareket eder, antijenle reaksiyon verdiklerinde yabancı antijenlerin
yok edilmesine yardımcı olur ve onları vücuttan uzaklaştırır. Antikorların diğer bir görevi
virüslerin hücre içine girmesini engellemektir.
T hücreler
T hücrelerin immün cevapta iki majör rolü vardır. Düzenleyici T hücreler farklı tiplerdeki
bağışıklık sistemi hücrelerinin cevabını düzenlemek için önemlidir. Örneğin Helper T
hücreleri (CD4+ T hücreler), B hücrelerini antikor üretmek üzere aktive eder. Yine diğer
T hücreleri, makrofajları aktive eder ve hangi tip antikor üretileceğini etkiler. Bazı T
hücreleri, CD8+ T hücreleri, killer hücreler adı verilen ve enfekte hücrelere saldırıp onları
yok eden hücrelere dönüşürler. Killer T hücreleri, sitotoksik T hücreler veya CTL olarak
da isimlendirilirler. Memory T hücreleri ise uzun süreli hafızadan sorumludur.
Doğal immünite
2500 yıl öncesinde Yunanistan’da bulaşıcı hastalık terimi ve şarbon geçiren bir kişinin bir
daha aynı hastalığa yakalanmayacağı biliniyordu. Daha sonra pek çok hastalığa karşı bağışıklık
kazanıldığı anlaşıldı. Doğal immünite gelişmesi için hastalığın geçirilmesi gerekmektedir.
Hastalıklara karşı kazanılan bağışıklık, bağışıklık sisteminin özel bir grup hücresi tarafından
oluşturulmaktaydı. T ve B hücreler aktive olduklarında, bir kısım T ve B hücre hafıza
hücrelerine dönüşür. Enfeksiyon ajanının yok edilmesini sağlayan antikorlar vücutta uzun
süre kalmazken, hafıza hücreleri kalır ve vücuda giren yabancı organizmayı tanıyarak ve
hızlı bir şekilde savunma geliştirerek vücuda giren mikroorganizmanın hastalık yapmasına
fırsat vermeden onu yok eder. Bu tip bağışıklık doğal yolla edinilmiş bağışıklıktır. Aşılarla oluşturulan bağışıklık cevabında da, aynen doğal bağışıklık cevabında olduğu gibi T ve
B hücrelerinde hafıza cevabı oluşturulmaktadır.
Edinilmiş immünite
Edinilmiş immünite aktif veya pasif olabilir. Pasif yolla edinilmiş immünite diğer bir insan
veya hayvan tarafından üretilen antikorların, hastalıktan korumak amacıyla bir başka
kişiye verilmesidir. Örneğin tetanoz veya kuduz immünglobulinlerinin hastalıktan
korumak amacıyla kullanılması pasif immüniteye bir örnektir. Bu tarz immünite çok hızlı
korumanın başlaması açısından değerlidir ancak kısa süreli olduğu için sadece ciddi
hastalık etkeni ile karşılaşma durumunda kullanılmaktadır.
Edinilmiş aktif immünite ise aşılarla oluşturulan immünitedir. Edinilmiş aktif immünite
Bağışıklama ve aşılar günümüzde güvenilir ve etkin aşılar sayesinde elde edilmektedir.
| AŞILARIN GENEL ÖZELLİKLERİ |
| Karateristiği |
Canlı Aşı |
İnaktive Aşı |
İmmün cevap |
Humoral ve hücresel |
Çoğunlukla humorala |
Dozu |
Genellikle tek doz yeterlib |
Multiple doz gerekli |
Adjuvanc |
Gerekli değil |
Genellikle gereklid |
Uygulama Yolu |
Subkutan, oral veya intranazal |
Subkutan veya intramusküler |
İmmünte süresi |
Potansiyel olarak hayat boyue |
Genellikle rapel doz gerektirir |
İnsandan insana geçiş |
Mümkünf |
Mümkün değil |
Dolaşımdaki pasif yola edinilmiş antikorlardan etkilenmeg |
Olabilr |
Olmazh |
Bağışıklık sisteminde yetmezlik olan kişlerde kullanım |
Hastalığa neden olabilir |
Hastalığa neden olmaz |
Hamilelikte kullanım |
Teorik olarak fetal hasar mümkün |
Teorik olarak fetal hasar mümkün değil |
Saklama koşulları |
Canlılığı koruma için gereklidir |
Fiziksel ve kimyasal stabilite için gereklidir |
Farklı bölgelerden eş zamanlı uygulama |
Mümkündür |
Mümkündür |
Aynı aşının tekrar dozları arasındaki süre |
Minimum interval uygulanır |
Minimum interval uygulanır |
Farklı aşılar arasında bırakılması gerekne süre |
Minimum interval uygulanır |
Minimum interval uygulanır |
Açıklamalar:
a. Bazı inaktive aşılar kısıtlı humoral cevap oluştururlar. Örneğin polisakkaridler kısa süreli IgM cevabını tetikler ve immünolojik hafıza oluşturmazlar. Gelişmiş üretim teknikleri polisakkaridleri protein taşıyıcıya konjuge ederek, bu kısıtlamanın üstesinden gelmiştir. Protein yapısındaki aşılar T hücre bağımlı hafıza cevabı oluştururlar.
b. Adolesan ve erişkinlerde iki doz uygulanması gereken su çiçeği aşısı ve oral polio aşısı istisnadır.
c. Adjuvanlar antijen salınımını yavaşlatarak, antijen sunan hücrelerin antijeni alma kapasitesini artırarak veya lenfositleri nonspesifik olarak uyararak immün cevabı artıran maddelerdir. Aşılarda en sık kullanılan adjuvan aluminyumdur (aluminyum tuzları şeklinde). d. Hib konjuge aşıları aluminyum içermez.
e. KKK aşıları için ikinci doz önerilir, bunun nedeni immünitenin zamanla azalması değil çocukların bir kısmının ilk doza cevap vermemesidir.
f. Bu fenomen en sık oral polio aşısı ile ilgilidir. Oral polionun yayılımı toplumsal bağışıklığa katkıda bulunmaktadır ancak aynı zamanda bağışıklık sistemi zayıf kişilerde hastalığa neden olabilmektedir. Su çiçeği aşısının insandan insana geçişi ise son derece nadirdir, KKK aşısının insandan insana geçişi yoktur.
g. Pasif antikorlar Tifo Ty21a gibi oral yolla alınan canlı aşıları etkilemez. h. Antijen antikor etkileşiminden kaçınmak için, antikor içeren ürünler inaktive aşılarla aynı bölgeden uygulanmamalıdır. |